15 Aralık 2015 Salı

Hayal kurmak yasak mı?

Korkarım hayata karşı duruşum: Karasinek.
Sessiz sakin bir fil bilyeleriyle oynuyordu. Aç bir kaplan çıkageldi ve fili domates sosu eşliğinde mideye indirdi. Aşçılıkta usta bir antilop kaplandan güveç yaptı. Kravatlı ve melon şapkalı bir maymun antilop çevirmeyi kemiklerine kadar sıyırdı. Akrobat bir fare tuzda bekletilmiş maymunu tek lokmada yutuverdi. Uyku mahmuru bir bokböceği pilavüstü farenin tadına baktı. Bu hikayede bir tek karasinek mutsuzdu: “Ay bok böceği, ıyyk, midem kalktı!”

5 Aralık 2015 Cumartesi

Baktıkça bizi hatırla!

Okuduğum şeyleri unutmaya başladığımdan dert yandığım bir akşam demiştim hani İstrati’nin kitabında Adrian’ın Mihail’in yanına giderkenki heyecanını hatırlıyorum ama onun dışında çok az şey.. Çokça sevdiğim bir arkadaşım ne güzel demişti o hissi hatırlıyorsun işte. Çokça sevdiğim bir başkası da bunun okurken altını çizdiğim satırlarla ilgili olduğunu, altını çizerek zihnimi yönlendirmeye çalıştığımı ve bunun da bazı karmaşık yollarla beni unutmaya sevk ettiğini filan söylemişti.

Kâğıt Ev’i bana kim önermişti kim önermişti diye düşünerek aldığımda (şimdi gülümseyerek hatırlıyorum) bu derece aydınlanacağımı ummuyordum. Şöyle diyordu:
“Kitaplar, sanki asla geri dönemeyeceğimiz bir anın tanıkları gibi, bir ihtiyaç ve unutkanlık anlaşmasıyla tutunurlar insana. Oysa orada kalmaya devam ettikleri sürece onları birbirine yamadığımızı zannederiz. Üstlerinde gün, ay, yıl yazan sayısız kitap gördüm ben; gizli bir takvimi oluşturur her biri.”

Evet, o andan itibaren zihnindeki boşluğu umulmadık bir tesadüfle doldurmanın hazzı ve Dominguez’e duyduğum minnet duygusuyla kitaplığa saldırdım. Çünkü üzerine gün, ay, yıl yazmakla kalmayıp kitabı aldığı yeri de yazacak kadar yazanından bağımsız, mevzusu kendi üzerine hikâyeyi kurmak olan bir okurdum ben. Tabi ki de entelektüel birikim önemli bir şey ama… Burada önerilen, tesadüfen alınıp inanılmaz mutlu olunan,  üzerinde harika notlarla hediye edilen, bir musikişinası anlatmasına rağmen gözlerime ithaf olunan, bir insanla gerçek bir bağ kurmayı sağlayan, bir şeyler yapma aşkı uyandıran, kitapları ilahi bir fetişe dönüştürmesine ramak kalan ve evet Calvino’nun ilelebet dilime yapışmasına sebep olan bir hikâyeden bahsediyorum.


Güzel bir hikâye…